18 Eylül 2009 Cuma

Faik hocanın bir anısı: "Ben Köy Düğünü'ndeki Canselen'i istiyorum"

İleri , Türkiyem Marşı , Boş Beşik, Köy Düğünü ve birçok senfonik eserleri, marşları, orta ve lise dengi okullara müzik eğitim kitapları hazılayan ve öğrencilerimizin yetiştirilmesinde, müzik kültürü kazanmalarında önemli bir yeri olan bestecimiz Faik Canselen, tüm eserlerini bestelerken Cemal Reşit Rey’in etkisinde kaldığını ve onun sıcak dostluğu sayesinde Türkiye’deki yerini aldığını söylüyor. Sadece Faik Canselen değil, Türkiyemizde yetişen birçok Türk bestecisine öncülük etmiştir ve bestecilerimizin tanınmasında, eserlerinin seslendirilmesinde büyük rolü olmuştur.

1927 yılında Yüce Atatürk’ün direktifleriyle, milli müzikten çok sesli müziğe doğru çağdaşlaşma kapsamında, Cumhuriyete ve Atatürk ilkelerine uygun şartlarda , Türk bestecilerini tanıtmak, teşvik etmek ve eğitmek amacıyla Cumhuriyet gazetesi bir yarışma düzenler ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden bu yarışmaya bir çok besteci eserlerini tanıtmak amacıyla katılırlar.

Yarışmaya 7 eser katılır ve “Köy Düğünü” adlı bestesi ile yarışmayı Faik Canselen kazanır. Yarışma sonrası Faik Canselen’in Cemal Reşit Rey ile tanışma imkanı doğar, çünkü Cemal Reşit Rey yarışma sonrası kendisini evine davet etmiş, evinde Faik Canselen’e piyano sonatlarını ve değişik eserlerini piyanoda seslendirmiş ve aralarında dostluk başlamıştır. Öyle ki Faik Canselen ile Cemal Reşit Rey birbirlerine sık sık mektup yazarlar, bestelerini mektuplarda anlatırlarmış. Faik Canselen “ Cemal Reşit Rey, yazdığım her mektuba hemen cevap verir ve bestemi hemen dinlemek istediğini belirtirdi” diyor. Daha sonra kendisinin İstanbul’a gelip birlikte çalışmalarının yararlı olacağını belirtmiş ancak bu gerçekleşememiştir.

Çanakkale Savaşından sonra Faik Canselen “ Çanakkale” için bir eser besteler ve bunu ilk olarak Cemal Reşit Rey’in dinletisi sunar. Yalnız “Çanakkale” eserini dinleyen Cemal Reşit Rey aynen şu ifade’yi kullanır.

“HAYIR, HAYIR, HAYIR, ben Köy Düğünündeki Faik Canselen’i istiyorum”

Çünkü Cemal Reşit Rey, milli müziğimizden bir şey kaybetmeden çoksesli müzik yapılmasını ve bunun çağdaşlaşma yönünde iyi bir adım olacağını düşünmektedir Köy Düğünü adlı eserde ise bunu net bir şekilde görmüş ve Çanakkale için yazılan bu önemli eseri beğenmediğini açıkça ifade etmiştir. Faik Canselen Köy Düğünündeki armoniyi Çanakkale ve diğer eserlerine taşımış ve bu şekilde Cemal Reşit Rey’e verdiği sözü tutmuştur.

Genelde eserlerini paraya dönüştürmeyen Cemal Reşit Rey, ülkemizde beste yapmanın bir özveri olduğu gerçeğinden yola çıkarak yılmadan beste yapıp durdu. Bestelerinin çoğu seslendirilmedi bile, kimileri bir kez çalındı, kimileri ise unutuldu. Besteciler, eserleri çalındığı sürece gerçek anlamda ölmezler. Bize acı veren onların artık eser veremeyecek olmalarıdır...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder